jump to navigation

GÜNAH İNSANI KAFİR ETMEZ. 13/09/2009

Posted by Abdullah FURKAN in CÜBBELİ HOCA.
Tags: , , , , ,
1 comment so far
Vodpod videoları artık kullanılamıyor.

more about “GÜNAH İNSANI KAFİR ETMEZ.“, posted with vodpod

 

 

Reklamlar

CENNET ve CEHENNEM SONSUZDUR! 1 12/09/2009

Posted by Abdullah FURKAN in EHLİ SÜNNET MÜDAFASI.
Tags: , , , , , , , , , ,
add a comment

ÂYETLER GAYBI TAŞLAMIYOR! CEHENNEM SONSUZDUR!

Emin Ali Yüksel
بِسمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحيِم

Bilerek veya bilmeyerek, hak görüşleri temelinden sarsmayı âdet hâline getirenler, bir türlü başarılı olamamıştır. Yüzyıllardır çürütül­müş olmalarına rağmen, aynı iddiaların bora­zanlığını yapacak birileri mutlaka olmuştur.
Nedense son asırlarda sesleri daha fazla yükselmiş, hakîkatin savunucularının sessizli­ğinden istifâde etmeye çalışarak meydanı boş zannedip dalmışlardır.
Ehl-i Sünnet müdâfîleri de makāle, dergi, internet ve diğer iletişim vâsıtalarıyla onlara her zaman hak ettikleri cevâbı vermişlerdir.
Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi mer­hum, cehennem azâbının ebedî olmadığını sa­vunan Kazan’lı Mûsâ Cârullah Bigiyef’e karşı “Ye­ni İslam Müctehidlerinin Kıymet-i İlmiy­yesi” ismiyle yayımlamış olduğu reddiyesinde bu konuyu son derece güzel açıklamış ve muâ­rızına tutunacak hiçbir şüphe bırakmamıştır.
Yine Takiyyüddîn Ali b. Abdilkâfî es-Sübkî “el-İ‘tibâr bi Bekāi’l-Cenneti ve’n-Nâr” isimli eserinde, “el-Emîr” diye bilinen Muhammed b. İsmail es-San‘ânî de “Ref‘u’l-Estâr li-İbtâli Edilleti’l-Kāilîne bi Fenâi’n-Nâr” isimli eserinde, İbni Teymiyye ve İbnu’­l-Kayyim’in cehennem azâbının ebedî olmadığı yönündeki görüşlerini çürüten ve inkâra mahal bırakmayacak şekilde hak görüşü ispat eden deliller getirmişlerdir.
İbnü’l-Kayyim’in kitabı gibi, ona reddiye mâhiyetinde yazılan bu kitaplar da mevcuttur. Ne var ki cehennem azâbının ebedî olduğu ko­nusunda şüphe uyandırmakta sakınca gör­me­yen İslamoğlu, keşke İbnü’l-Kayyim’in kitabı­na gösterdiği ilgiyi ilmî emânet adına bu kitap­lara da gösterseydi.
İslamoğlu’nun kendisine sorulan bir soruya web sitesinde[1] verdiği cevâbı aynen aktarıyoruz.
1. “Cennet cehennem yok olacaktır” gö­rü­şü benim görüşüm değildir. Bir Kur’an talebesi olarak Kur’an’daki “huld” ve “ebed” kelime­le­rini tahlil ettim. Cennet ve Cehennemin ebedili­ğinin nasıl anlaşıldığını sahabenin olayı nasıl yorumladığını söyledim. Hz. Ebubekir’in, Hz. Ömer’in, Hz. Abdullah b. Mes’ud başta olmak üzere birçok güzide sahabinin bu konudaki gü­nümüz yaygın kanaatinin aksine olan görüşleri­ni serdettim. Cehennemin sonsuz olmadığını söylediklerini naklettim. Buna da İbnu’l-Kay­yım el-Cevziyyenin yazdığı Hadi’l-Ervah İla Bi­ladi’l-Efrah adlı eserini kaynak gösterdim. Bu eser Arapça olarak piyasada var. Her yerde satılıyor. Bakmak isteyen açıp bakar. İbnu’l-Kayyım’ın ilmi yetkinliğinin derecesini siz bil­mezseniz bilen birine sorabilirsiniz.
Siz yanlış adrese kızıyorsunuz. Hz. Ebube­kir’e, Hz. Ömer’e, Hz. Abdullah b. Mes’ud’a kız­manız, onlara hesap sormanız lazım. Onlara hesap sormanız gerekirken bana hesap sorma­nız adil değildir. Hak değildir. Zulümdür. Allah razı olmaz.
2. Bakara suresinde Cennet ve nar’ın ilk geçtiği yerde bu konudaki farklı görüşleri bir müfessirin ilim namusu gereği zikrettim. Bir önceki kasette/CD’de başkalarının görüşünü naklettim. Bir sonraki derste kendi görüşümü naklettim. O da şuydu: cennet ve cehennemin zamanı gaybi bir konudur. Bu konuda konuş­mak ğaybı taşlamaktır. Bunu Allah bilir. Bize düşen cehennemden sakınmak cenneti hak et­mektir.Evet, İslamoğlu’nun hezeyanları burada sona erdi.
Meselenin daha güzel anlaşılabilmesi için; evvelâ İslamoğlu’nun ve İbnü’l-Kayyim’in bâtıl görüşlerini nakledelim, sonra hak görüşün ne olduğunu anlatalım, tâ ki de­lil­lerin kimi ne kadar desteklediği anlaşılsın.
Şunu baştan söyleyelim: Cehennem var oldukça kâfirlerin oradan çıkmayacağı İbnü’l-Kayyim dâhil tüm İslam âlimlerince söz birli­ğiyle sâbittir. Hiçbir şekilde hiçbir görüşü ka­bul edilmemiş ve bâtıl mezheb olduğuna ittifak edilmiş Cehmiyye mezhebi’nin kurucusu el-Cehm b. Safvân’dan başka “Fenâ-i cennet ve nâr (cennet-cehennemin yok olacağı)” görüşü­nü savunan olmamıştır.
Cehennem yok olmadan kâfirlerin oradan çıkacağını ise hiçbir âlim, hattâ el-Cehm b. Safvân dahî söylememiştir.
Şimdi makālemizin temelini oluşturan üç görüşü beyân edelim:

a) Ehl-i Sünnet’in ve diğer mezheplere mensup olan Müslümanların ekseriyeti: Cennet ve cehennem ebedîdir. İçindekiler de o­rada ebedi ka­lacaklardır. Kal­binde zerre mikta­rı îman olan cehennemden çı­kıp cennete gire­cektir. Kâfirler ise aslâ cennete gire­mezler ve cehennemden çıkartılmazlar.

b) İbnü’l-Kayyim: Cehennem var olduğu müddetçe kâfirler orada ebedî kalacaklardır. Ancak gün gelecek cehennem yok olacaktır ve içindekiler cehennemden cennete taşınacaktır

c) İslamoğlu: Cennet ve cehennemin za­mânı gaybî bir konudur. Bu konuda ko­nuş­mak ğaybı taşlamaktır. Bunu Allâh bilir. Şunu da söyleyelim ki; İslamoğlu, nak­let­tiğimiz cevâ­bında “Cen­net cehennem yok o­la­caktır, görüşü benim görüşüm değil­dir.”sözü ile İbni Kay­yim’in görüşünü kastediyorsa bu bir anlama hatâsıdır.

Zîrâ İbni Kayyim sâdece cehennemin son bulacağını söylüyor.
İslamoğlu kendisine sorulan soruya verdi­ği cevabının sonlarına doğru, soran kişiye: “E­ğer Kur’an’a, Sünnete, Sahabe kavillerine, İs­lam’ın ana kaynaklarını kendi di­linden okuyup yorumlayacak ve karşılaştıracak bir bilgiye sa­hip âlimseniz, yapacağınız tek şey vardır: gös­terdiğim kaynağı açıp oradan nak­lettiğim bilgi­lerin doğru nakledilip etmediğini kontrol et­mek. İşte bunu yapsaydınız ve benim oradan yanlış, yalan, eksik ve çarpık naklettiği­mi tesbit etseydiniz; Ben, sizi tebrik eder, size dua eder, sizin elinizi öperdim”. diyor.
Biz de gösterdiği kaynağa bakınca gördük ki, görüşünü dayandırdığı sahabeden Ebû Bekr (Radıyallâhu Anh)a ait böyle bir görüş, ne onun kaynak verdiği İbnü’l-Kayyim’in kitabında, ne de başka bir yerde mevcut değildir. Şu halde “bana demediğimi, dedin diyorlar” ve “iftira e­diyorlar” diyen kendisi, kendisini vasıflasın!
Ayrıca, bir kitapta var diye, zayıf-sahih a­yırmadan ve rivâyetlerin mânâları­nın ne oldu­ğunu anlamadan her görülen nakle­dilemez.
İslamoğlu’nun, bâtıl görüşüne delil olarak diğer sahabeden yap­tığı nakillerin gerçekte ne mânâya geldiğini ise makālemizin ilerleyen bö­lümlerinde göreceğiz.

A) EHL-İ SÜNNET’İN VE DİĞER MEZ­HEPLERE MENSUP OLAN MÜSLÜMAN­LA­RIN EKSERİYETİNİN GÖRÜŞÜ
Bu görüşe âit delilleri dört maddede zikre­deceğiz.
1) Cehennemin sonsuz olduğunu açıkça söyleyen âyet-i celîleler:
Eğer İbnü’l-Kayyim’in “Ce­hennem de­vam ettiği müddet kâfirler oradan çıkmayacak, ama gün gelip cehennem son bula­cak” şeklin­deki görüşü doğru olsaydı, azâbın devamlılıkla vasıflanmaması gerekirdi. Zîrâ cehennem son bulunca hâ­liyle azap da son bulur. Oysaki Al­lâh-u Te‘âlâ onların azapta devamlı kalacakla­rını birçok âyet-i kerîmesinde beyân etmekte­dir. Bunlardan bir kısmını zikredecek olursak:
﴿ إِنَّ الْمُجْرِمِينَ فِي عَذَابِ جَهَنَّمَ خَالِدُونَ لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ ﴾
“Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklar. Azapları hafifle­tilme­ye­cektir. Onlar azap içinde kurtuluştan ümit kesmişlerdir.” (Zühruf Sûresi:74–75)
﴿ إِنَّ اللّٰهَ لَعَنَ الْكَافِرِينَ وَأَعَدَّ لَهُمْ سَعِيرًا خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا لَا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا ﴾
“Şu muhakkak ki, Allâh kâfirleri rah­metinden kovmuş ve onlara çılgın bir ateş hazırlamıştır. (Onlar) orada ebedî kalırlar ve ne bir dost bulabilirler, ne de bir yardımcı.” (Ahzâb Sûresi:64–65)
﴿ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَخَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ﴾
“Al­lâh’a ve peygamberine kim karşı ge­lirse ona, içinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem ateşi vardır.” (Cinn Sûresi:23)
﴿ يُرِيدُونَ أَنْ يَخْرُجُوا مِنَ النَّارِ وَمَا هُمْ بِخَارِجِينَ مِنْهَا وَلَهُمْ عَذَابٌ مُقِيمٌ ﴾
“Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar o­radan çıkacak değillerdir. Onlar için devam­lı bir azap vardır.” (Mâide Sûresi:37)
﴿ وَالَّذِينَ كَفَرُوا لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَ لَا يُقْضَى عَلَيْهِمْ فَيَمُوتُوا وَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمْ مِنْ عَذَابِهَا كَذٰلِكَ نَجْزِي كُلَّ كَفُورٍ ﴾
“İnkâr edenlere de cehennem ateşi var­dır. Öldürülmezler ki ölsünler, ce­hennem a­zâbı da onlara biraz olsun hafifletilmez. İşte Biz, küfürde ileri gi­den her nankörü böyle cezâ­lan­dı­rı­rız.” (Fâtır Sûresi:36)
﴿ وَأَمَّا الَّذِينَ فَسَقُوا فَمَأْوَاهُمُ النَّارُ كُلَّمَا أَرَادُوا أَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا أُعِيدُوا فِيهَا وَقِيلَ لَهُمْ ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ ﴾
“Ama (kâfir olan) fâsıkların barı­nak­ları ateştir. Oradan her çıkmak iste­dik­le­rinde o­raya geri çevrilirler ve ken­dile­ri­ne: “Haydi tadın o ateşin yalan­layıp dur­duğunuz azâbı­nı!” denir. (Secde Sûresi:20)
Görüldüğü gibi âyetler cehennemin son­suz olduğunu bildirmekle birlikte, azâbın de­vamlı ve elemli olduğunu da açıkça söy­lemek­tedir. Yine cehennemin ebedîliğini bildiren bir­çok âyetten bir kaçı şöyledir:
﴿ بَلٰى مَنْ كَسَبَ سَيِّئَةً وَأَحَاطَتْ بِهِ خَطِيئَتُهُ فَأُولٰئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ ﴾
“Hayır! Kim bir kötülük eder de kötü­lüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennemliktirler. Onlar orada de­vamlı kalırlar.” (Bakara Sûresi:81)
﴿ إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَظَلَمُوا لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَرِيقًا إِلَّا طَرِيقَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًاوَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسِيرًا ﴾
“İnkâr edip zulmedenleri Allâh aslâ ba­ğışlayacak değildir. Cehennem yolundan başka bir yola çıkaracak da değildir. Onla­rın iletilecekleri tek yol cehennem yoludur. Ora­da ebedî olarak kalacaklardır. Bunu yapmak Allâh için pek kolaydır.” (Nisa Sûre­si:­168–169)
﴿ إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنْتُمْ لَهَا وَارِدُونَ لَوْ كَانَ هَؤُلَاءِ اٰلِهَةً مَا وَرَدُوهَا وَكُلٌّ فِيهَا خَالِدُونَ ﴾
“Siz ve Allâh’ın dışında taptığınız şey­ler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gi­recek­siniz. Eğer onlar birer tanrı ol­sa­lar­dı oraya (cehenneme) girmezlerdi. Hâl­bu­ki hepsi orada ebedî kalacaklardır.” (Enbiyâ Sûresi:98–99)

2) Cehennemin Sonsuz Olduğunu Açıkça Söyleyen Hadîs-i Şerîfler:
Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Resûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُعَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ تَرَدّٰى مِنْ جَبَلٍ فَقَتَلَ نَفْسَهُ فَهُوَ فِي نَارِ جَهَنَّمَ يَتَرَدَّى فِيهِ خَالِدًا مُخَلَّدًا فِيهَا أَبَدًا. وَمَنْ تَحَسّٰى سُمًّا فَقَتَلَ نَفْسَهُ فَسَمُّهُ فِي يَدِهِ يَتَحَسَّاهُ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدًا مُخَلَّدًا فِيهَا أَبَدًا. وَمَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِحَدِيدَةٍ فَحَدِيدَتُهُ فِي يَدِهِ يَجَأُ بِهَا فِي بَطْنِهِ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدًا مُخَلَّدًا فِيهَا أَبَدًا.»
“Her kim bir dağdan yuvarlanır da kendini öldürürse o da cehennem ateşinde e­bedî ve dâimî olarak yuvarlanacaktır.
Her kim zehir içer de kendini öldürürse o kimse de, zehrini cehennem ateşinde ebedî ve dâimî kalarak içecektir. Her kim kendini bir demir parçasıyla öldürürse, demiri elin­de, onu karnına saplar bir hâlde cehennem ateşinde ebedî ve dâim olarak kalacak­tır. (Bu­hârî, Tıbb:55, 5442, 5/2179; Müslim, Îman:47 no:109, 1/103-104)
عَنْ أَبِي سَعِيدٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ قَالَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يُجَاءُ بِالْمَوْتِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَأَنَّهُ كَبْشٌ أَمْلَحُ فَيُوقَفُ بَيْنَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ فَيُقَالُ يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ هَلْ تَعْرِفُونَ هٰذَا فَيَشْرَئِبُّونَ وَيَنْظُرُونَ وَيَقُولُونَ نَعَمْ هَذَا الْمَوْتُ قَالَ وَيُقَالُ يَا أَهْلَ النَّارِ هَلْ تَعْرِفُونَ هٰذَا قَالَ فَيَشْرَئِبُّونَ وَيَنْظُرُونَ وَيَقُولُونَ نَعَمْ هٰذَا الْمَوْتُ قَالَ فَيُؤْمَرُ بِهِ فَيُذْبَحُ قَالَ ثُمَّ يُقَالُ يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ خُلُودٌ فَلَا مَوْتَ وَيَا أَهْلَ النَّارِ خُلُودٌ فَلَا مَوْتَ.»
Ebû Sa‘îd el-Hudrî (Radıyallâhu Anh)dan ri­vâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlullâh (Sal­lâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Kıyâmet günü (ehl-i cennet, cennete, cehennemlikler de cehenneme ayrıldıktan son­ra) alaca bir koç sûretinde ölüm getirilecek.
Bir dellâl: ‘Ey Cennet halkı!’diye bağı­racak,cennettekiler hemen boyunlarını uza­tıp başlarını kaldıracaklar ve bakacaklar. Dellâl: ‘Bunu tanıyor musunuz?’ diye sora­cak. Ehl-i Cennet’in hepsi onu görerek: ‘E­vet ta­nıyoruz, bu ölümdür’, diyecekler. Son­ra dellâl: ‘Ey Cehennem halkı!’, diye yüksek sesle ses­lenecek, onlar da boyunlarını uzatıp başlarını kaldırarak bakacaklar.
Dellâl: ‘Bunu tanı­yor musunuz?’ diye sorunca onlar da onu gö­rerek: ‘Evet tanıyo­ruz, bu ölümdür’, diyecekler. Ardından ko­yun sûretindeki ölüm (Cennet’le Cehennem a­rasın­da) boğazlanacak. Sonra dellâl: ‘Ey Cennet hal­kı! Cennette ebedî yaşayacaksı­nız, artık ö­lüm yoktur’. (Cehennem halkına da) ‘Ey Ce­hennemlikler siz de karargâhınız­da ebedîsi­niz, size de ölüm yoktur!’ diye­cek.” (Müslim, Kitâbü’l-Cennet:­13, no:2849, 4/2188; Buhârî, Tefsîr:221, no:4453, 4/1760; Tirmi­zî, Kitâb-u Tefsîri’l-Kur’ân, Hadis no:3156)
Mu‘âz b. Cebel (Radıyallâhu Anh) şöyle de­miş­tir: Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) beni Ye­men’e gönderdi. Oraya varınca halka şöyle de­dim:

“Ey insanlar! Kuşkusuz ben size Rasûlül­lâh tarafından gönderilmiş bir elçiyim. Muhak­kak Allâh’a dönüş, cennet ya da cehennemden birine dönüştür. Bu dönüş ölümsüz olacak, oradan ayrılma olmayacak ve cesetlerinize ölüm sirâyet etmeyecek şekilde bir dönüştür.” (Süyûtî, el-Câmi‘u’s-Sağir, no: 852)
Daha birçok meşhur hadîs-i şerîf, kalbinde zerre îman bulunan kimsenin cehennemden çı­kacağını, kâfirlerin ise ebediyyen çıkamayaca­ğını bildirir.
Şefaatle ilgili tevâtür derecesine ulaşmış birçok hadis günahkâr mü’minlerin cehennem­den çıkarı­lacaklarını açık bir şekilde ortaya ko­yar ve bu hüküm sâdece günahkâr Müslüman­lara hastır.
Faraza kâfirler de cehennemden çıkacak olsa­lardı, onlar da günahkâr Müslümanlar gibi olur­lardı ve şefaat hadislerinin hiçbir anlamı kal­mazdı. Zîrâ herkes cehennemden çıkacaksa tahsisin ve Peygamberin şefa­atinin ne anlamı ve önemi kalır ki!

Cehennemin sonsuz olduğuna dâir Sahâbe ve Tâbi‘în’in icmâ‘ı (görüş birliği) vardır.
İbni Hazm, üzerinde icmâ‘ bulunan me­seleleri zikretmek maksadıyla kaleme aldığı “Merâtibu’l-İcmâ‘” isimli eserinde “Bekā-i nar­ (cehen­nemin devamlı olması) meselesini de zik­retmiş ve şöyle demiştir: “…Cehen­ne­min hak olduğunda, buranın ebedî bir azap yurdu olduğunda, kendisinin ve için­de­ki­lerin sonsuz ve ebedî olarak devam edip, fena bulmayaca­ğında ittifak etmiş­ler­dir…” (İbn Hazm, Merâtibu’l-İcmâ’, sh:268)
Bu esere “Nakdü Merâtibi’l-İcmâ’” a­dıyla bir tenkit yazmış olan İbni Teymiyye bi­le, yukarıdaki satırlar hakkında tek kelime et­memiştir. (Ebu Bekir Sifil, İnkişaf Dergisindeki “İbn Teymiyye Ve İbnu’l-Kayyım’ın Cehennem’in Ebediliği Meselesindeki Görüşünün Tesbiti” isimli makalesinden.)
Allâme Muhammed Zâhid el-Kevserî şöyle der: “İbni Hazm gibi icmâ‘ meselelerin­de son derece şiddetli dav­ra­nıp her bir icmâ‘ı kabul etmeyen kişinin, kabul ettiği icma‘ en yüksek mertebede bir icmâ‘ olur.” (Muhammed Zahid el-Kevserî, Makalât; “Mes’elet’l-Hulud” 328)
Ehl-i Sünnet îtikādı; cennetin, cehenne­min ve içindekilerin son­suz oldu­ğu, cehennem ehli­nin azâbının hafifle­tilmeye­ceği şeklindedir.
Bunda ihtilaf eden hiç­bir Ehl-i Sünnet âli­mi yoktur.
Sıraladığımız bu delillere daha birçoğunu eklemek mümkündür.
……….DEVAMI====>2 DE