jump to navigation

Çocuklar Arasındaki Duygusal Ve Fiziksel İstismar 25/09/2009

Posted by Abdullah FURKAN in Çocuk Hâli / Gençlik / Kişisel Gelişim.
Tags: , , ,
add a comment

47143_kardesmbebekvt9Çocuklar Arasındaki Duygusal Ve Fiziksel İstismar
Çocuk ya da ergenler arasında yaşanan duygusal ve fiziksel istismarı “sindirme davranışı” olarak tanımlıyoruz. Sindirme davranışı okullarda rastlanabilen olgudur. Öğrencinin bir ya da daha fazla öğrenci tarafından tekrar tekrar ve sürekli olarak olumsuz davranışlara maruz bırakılması olarak tanımlanır.
Çocuk ya da ergenlerin birbirlerini sindirmeleri fiziksel, duygusal ya da ikisinin karışımı şeklinde olabilir. Çeşitli şekillerde karşımıza çıkan sindirme olaylarında bir çocuk başka bir çocuğu, bir grup tek bir çocuğu ya da bir grup diğer bir grubu (çete) hedef olarak seçebilir.
Sindirme davranışı, çocuklar arasında yaşanan günlük kavgalardan ayırt edilerek müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Müdahale edilmediği takdirde sindirme davranışı, duygusal, sosyal ve akademik açıdan ciddi sonuçlar doğurabilir.
Sindirme erkek çocuklar arasında yaygın gibi görünse de kız çocuklar arasında da farklı davranışlarla kendini göstermektedir. Erkek çocukları fiziksel güç kullanırken kızlar alay etme, dedikodusunu çıkarma ya da dışlama gibi yöntemleri kullanmaktadırlar. Sindirme, devam eden fiziksel ve psikolojik saldırganlık davranışıdır ve maruz bırakılan kişinin kendisini güçsüz hissetmesine neden olur.
Yaygın olarak görülen sindirme davranışları:

İsim takma

Diğer çocuklara onunla arkadaş olmamalarını söyleme, dışlama

O çocuğun başını belaya sokacak hikayeler uydurma, dedikodular üretme

Vurma, tekmeleme, çelme takma, itip kakma

Ailesi, ekonomik durumu ya da kültürüyle dalga geçme

Dış görünüşü, özrü ya da sağlık durumuyla dalga geçme

Ortak çalışmalarda ya da oyunlarda eş olarak seçmeme, ekibe almama

Eşyalarını alma, saklama, para isteme ya da eşyalarına zarar verme

Bu davranışları yapan çocuklarla beraber olma ve durdurma girişiminde bulunmama
Sindirilen çocuk korktuğu ya da utandığı için durumu ebeveynlerine söylemeyebilir. Anne babalar çocuklarının sindirme davranışına maruz kalıp kalmadığını anlamak için bazı ipuçlarına dikkat etmeliler:

Kayıp ya da yırtık giysiler

Kesikler, yaralar, morluklar

Eşyalarının sık sık kaybolması ve ya çalınması

Okula gitmeyi istememe

Yakın arkadaşlarının onunla arkadaş olmak istemediklerini ya da artık arkadaş olmadıklarını söylemesi

Uyku ve yeme bozuklukları

Akademik başarıdaki değişiklikler

Yalan söyleme, bir şeyleri gizleme

İletişimsizlik

Yatak ıslatma
Hangi Çocuklar Sindirilemezler?
Sindiren çocuk her çocuğu sindiremez. Sindirilemeyen çocuklar:

Sosyal ve çatışma çözme becerileri gelişmiş

Saldırganlıkla yüzleşmenin ayrımına varmış

Uzlaşabilen ve alternatif çözümler sunabilen

İnsanların duygularının farkında olan

Kendi duygularını ifade edebilen

Çözemediği durumlarda yetişkinlerden yardım isteyebilen çocuklardır.
Çocuğunuzun okulda bir ya da birkaç çocuk tarafından sindirildiğini öğrenmek stresli ve rahatsız edici bir deneyimdir. Aklınızın karışması, öfke ve suçluluk hissetmeniz doğaldır. Ancak durum ne olursa olsun aşırı tepki göstermemeye, sakin kalmaya özen gösterin. Bu davranışın sürekli olup olmadığını araştırın, sindirme davranışı hakkında çocuğunuzu bilgilendirin. Çocuğunuzun duygularını ifade etmesine izin verin. Sindirme davranışına maruz kalan çocuklar bu olay karşısında utanç, suçluluk ve korku duyabilirler. Ona bütün bunların normal olduğunu; sindiren çocuğun onu kontrol edebilmek için onda bu duyguları özellikle uyandırmaya çalıştığını anlatın. Bu olayın onun suçu olmadığını hatırlatın. Sindirme davranışlarına karşı “hayır” deme hakkı olduğunu vurgulayın. Çocuğunuzun davranışlarını ve etkileşim biçimini gözlemleyin ve gerekiyorsa yeni beceriler öğrenmesine yardımcı olmak için profesyonel destek almasını sağlayın.
Seyhan SEVİNÇLER TOGAN
Uzman Psikolojik Danışman
GÜNCE Psikolojik Danışmanlık ve Grup Çalışmaları Merkezi

Reklamlar

GENÇLİK İDOLLERİ 25/09/2009

Posted by Abdullah FURKAN in Çocuk Hâli / Gençlik / Kişisel Gelişim.
Tags: , , , ,
add a comment

Billy-IdolGENÇLİK İDOLLERİ
Ergenlik dönemini en iyi tanımlayan özelliklerden bir değişim diğeri ise gelişmedir. Çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi önce fiziksel (hormonal) değişimler ile kendini gösterir ama asıl zorlu sınav psikolojik ve sosyal değişim sürecidir. Ergenlik dönemi, kişilik oluşumunda dönüm noktasıdır. Ergenin kendini (fiziksel, ruhsal ve düşünsel anlamda) keşfettiği ya da keşfetmeye çalıştığı dönemdir. Bu keşif ergenin sosyal çevresiyle (aile, arkadaş, toplum vb) kurduğu etkileşimle şekillenir.
Ergenlikteki Değişimler
Ergenlik dönemi denildiğinde ilk akla gelen biyolojik değişimdir. Ergen bir anda değişmeye ve gelişmeye başlayan vücuduna alışmaya çalışır. Benlik imajının oluşmasında çevreden gelen uyaranlar oldukça önem kazanır. Ergen hem ilgi çekmek, beğenilmek ister hem de çok kırılgan bir benlik algısına sahiptir, kendini hiç beğenmez. Bu noktada toplumun sunduğu, popüler kültürün getirdiği imajlar onun benlik imajının oluşumunda etkili olur. Nasıl göründüğü, çevresi tarafından nasıl algılandığı ergen için önemlidir. Kendini ortaya koyma savaşında ilk cephe fiziksel görünüşüdür. Bazı ergenler toplumdan farklı görünerek kendilerini göstermeye çalışırken bazıları da ait olmak istedikleri grubun onayladığı şekilde görünmek için çaba sarf ederler. Aslında her iki durumda da ergenin ait olmak istediği bir grup vardır.
Ergenliğin fiziksel belirtileri olan biyolojik değişimler kolayca fark edilse de bilişsel, duygusal ve sosyal değişimleri anlamak ve takip etmek hem ergen hem de ailesi için yorucudur. Çocukluktan yetişkinliğe geçerken bilişsel,duygusal ve sosyal alanda da değişimler olur. Ergen için artık sadece anne-babanın öğrettiği doğrular yoktur, o artık kendi sınırlarını çizmeye çalışmaktadır. Kendi hayatının kontrolünü eline almak için sabırsızlanır. Ama hala rehberliğe ve rol modellerine ihtiyacı vardır. Ancak anne-babası bir anda gözüne artık eskisi kadar mükemmel görünmez, onları eleştirir, beğenmez. Bunu yapmasının nedeni aslında kendi doğrularını, değerlerini oluşturmaya çalışmasıdır.
Ergenlikle Kişilik Oluşumu
Kişilik oluşumunda etkili olan faktörler farklı kuramlar ile açıklanmaktadır. Ancak temelde kabul edilen özelliklerden biri kişiliğin yaşamın ilk yıllarından itibaren öncelikle aileden ve daha sonrasında kişinin sosyal çevresinden aldığı geri bildirimlerden etkilendiğidir. Ergenlik döneminde ise birey sahip olduğu becerileri, ilgi alanlarını ve değerlerini keşfetmeye başlamasıyla kimlik oluşumu şekillenir. Bu noktada toplumun beklentileri ile kendi iç dünyasındaki değişimler arasında çatışma yaşanabilir. Bu çatışma gelişim ve değişim için önemlidir. Bu süreçte kendi kimliğini bulmaya çalışan ergen bir gruba ait olarak, grup kimliğinin parçası olarak çatışmadan kaçınabilir.
Ergenlik dönemindeki bireyin aklı karışıktır, gelecek ile ilgili kararlar vermekte,
yetişkinlik hayatı için gerekli olan değer ve becerileri kazanmakta zorlanabilir. Bazen ani ve yanlış kararlar verirken, sahip oldukları becerileri doğru şekilde kullanamaya bilirler. Bu nedenle ergenlik dönemi aslında rehberliğe ve desteğe en çok ihtiyaç duyulan dönemlerden biridir. Rehberlik etmek onun adına kararlar almak, sorumluluklarını yerine getirmek ya da ergen üzerinde baskı ve kontrol kurmaya çalışmak değildir elbette. Ergenin kendini keşfederken gözlemleyebileceği örnek alacağı sağlıklı rol modellerine ihtiyacı vardır. Toplumda karşılaştıkları rol modelleri, idolleri bazen ergenin kişilik gelişiminde yardımcı olurken bazen de sürecin olumsuz olarak etkilenmesine neden olabilir.
İdollerin Ergenlerin Hayatındaki Yeri
Ergenin kendini (düşüncelerini, değerlerini, beğenilerini ) ortaya koyması, farklı olduğu (özelikle de ailesinden farklı olduğunu) kanıtlaması gelişmenin ve büyümenin gereğidir aslında. Kişiliğin oluşmasında rol modellerin etkileri oldukça fazladır. Bazen ergenler bu dönemde aile ve yakın çevrelerinde tanıdıkları bireyleri örnek alsalar da aslında çoğunlukla ünlü kişiler onların idolleri olur. İdol; yaptıkları, sahip olduğu yetenekler, zenginlik, başarı, ya da görünümü nedeniyle hayran olunan kişi olarak tanımlanabilir. İdol olarak kabul edilen kişiler genel olarak iş adamları, sporcular, film/televizyon yıldızları, şarkıcılar, politikacılar arasından çıkmaktadır.
Ergen idol olarak kabul ettiği kişi ile bir tür bağ kurar. O kişinin sahip oldukları, sergilediği davranışlar, her şey ergen için ilgi çekicidir. Çoğunlukla idol olarak seçtikleri kişiyi taklit ederek onun gibi biri olmaya çalışabilirler. Ergenler gelişen becerilerine rağen hala hayal dünyasının etkisi altında kalabilmektedirler.
İdollere duyulan hayranlık, kişilik gelişiminin ve yetişkinlik dönemine geçişin bir adımı olarak kabul edilebilir. Bu sayede gençler yetişkin dünyasına ait olan değer ve davranışların provasını yapma fırsatı bulurlar.
Ergenlik döneminde idoller hayatın merkezinde yer alır. Sadece beğenmek ya da hayran olmak değil o kişiyi-kişileri model almak hatta “ilahlaştırmak” bu dönemin özelliklerinden biridir aslında. İdollere karşı olan bağlılık/bağımlılık farklı şekillerde ortaya çıkabilir ve bazen normal sınırların ötesine geçe bilir. Hayranı olduğu grubun cd’sini tekrar tekrar dinlemek, odanın duvarlarını posterlerle kaplamak, giyim tarzını taklit etmek ya da daha aşırı durumlarda şiddete yönelmek gibi…
İdoller ergenlerin hayatında birkaç yönde etkili olabilirler. Gençler genel olarak popüler kültürün ortaya çıkardığı ünlü ve medyatik kişiler arasından idollerini seçmektedirler, bu da medyanın ergenlerin düşünce ve kişilik gelişimindeki etkisini ortaya çıkarmaktadır. Özellikle genç kızların karşı cinsle kurdukları ilişkilerde seçtikleri idollerin etkili olduğu düşünülmektedir. idollerin gençler üzerindeki diğer bir etkisi de benlik algısı oluşumda ortaya çıkmaktadır. Diğer bir etki alanı da gençlerin tüketim davranışlarının şekillenmesidir.
İdolleri Belirleyen Etkenler
Hızla gelişen ve değişen dünyada artık idollerde çabuk değişiyor aslında. Gençler idolleri daha çok fiziksel özelliklerine ve dış görünüşlerine göre seçtikleri belirtilse de başarı ve yetenek de idollerin seçilmesinde etkili kriterler.
Erkekler arasında popüler sanatçılar ve spor dünyasından idoller oldukça yaygınken, genç kızlar idollerini seçerken daha çok karşı cinsten popüler sanatçıları (film, televizyon, müzik) tercih ediyorlar.
Son yıllarda idollerin seçiminde en etkili olan kriterin fiziksel özellikleri olduğu, ancak başarı, zenginlik, yetenek gibi etkenlerinde önemli rol oynadığı bilinmektedir.
Medyanın günlük hayat üzerindeki etkisi gençlerin idol seçimlerini de etkilemektedir. Gençlerin yakın çevrelerinden (öğretmen, akraba ve tanıdıkları) seçtikleri idollerin yerini daha çok ünlü kişiler almaktadır. Özellikle televizyon dizilerindeki karakterlerin ve şarkıcıların gençlerin davranışları üzerindeki etkileri son dönemlerde dikkat çekmektedir. Dış görümüme odaklanan popüler kültürün sunduğu idoller gençlerin benlik imajı oluşumunu etkilemektedir.
Popüler Kültürün Sunduğu İdoller ve Ergenler
Günlük hayatta karşılaştığımız, bize sunulan görsel imajlar hepimizin seçimlerini etkiliyor. “Yeni” olana hemen alışıyoruz, çabuk tüketiyoruz… Gazetelerdeki 3. sayfa haberleri, televizyondaki şiddet görüntüleri artık bizi eskisi kadar etkilemiyor sanki, çünkü her şey çok hızlı değişiyor. Gençlik ve ergenlik değişim dönemi ancak günümüzdeki hızlı değişim onlar için hayatı bazen daha da zorlaştırabiliyor. İdollerden hayatın değerlerini öğrenmeleri beklerken onlar hızla değişen görsel imajlara takılıp kalabiliyorlar. Bir idolden diğer bir idole o kadar hızlı geçiyorlar ki trend olanı takip etmek başlı başına bir beceri haline geliyor.
Hızla değişen bu görsel dünyada idolleri etkisi de daha çok görsel alanda ortaya çıkıyor. Gençler idollerin daha çok dış görüşlerini taklit ediyor hale geliyorlar. Buradaki en büyük sorun ergenlik dönemi benlik imajının oluşmasında zaten sancılı bir süreç. Ergen vücudundaki değişime uyum sağlamaya, kendini kabul etmeye çalışırken medya sunduğu görsel imajlar ile süreci daha da karışık duruma getiriyor. Güzel olmak, beğenilmek için bir takım kriterler sunuluyor, gençlerde idollerinin arkasından gidiyor. Kendi vücudunu beğenmeyen, her türlü eleştiriye karşı duyarlı olan ergen biranda popüler kültürün sunduğu imajların etkisinde kalıyor, kendisini keşfetmeye ne istediğini anlamaya fırsat bulamadan sunulanları taklit ederek kimlik oluşturmaya çalışıyor. Bu ise ergenin baskı altında kalmasına, bazen yanlış seçimler yapmasına neden olabiliyor.
Ailelerin Rolü
Anne-baba çocukları ergenlik dönemine girdiğinde en çok duydukları şey kendi ergenlik dönemlerini düşünmeleri gerektiğidir. Ancak değişen toplumsal ve kültürel koşullar nedeniyle ergenlik dönemi özellikleri de değişmektedir. Değişmeyen ise ergenin kendini keşfetme savaşıdır. Anne-baba ergenin hayatında rol modellerine ihtiyaç duyduğunu kabul etmelidir. Ancak bu rol modellinin anne-babadan birinin olma olasılığı düşüktür. Yine de ergen ile kurulmuş olan olumlu ilişki ergenin anne-babasıyla rahat iletişim kurabilmesi önemlidir. Bu sayede ergen hayatı için seçtiği idollerin etkisinde kalsa da her zaman tutarlı bir bağ ile anne-babaya bağlı kalabilecek, hayat ile ilgili daha sağlıklı kararlar alabilecektir.
Ergenin yaratıcı ve eleştirel düşünme becerisi arttıkça idol olarak seçtiği kişilerin özellikleri ve etkisi olumlu olarak değişmektedir. Kendine güvenen, olumlu benlik algısına sahip olarak yetiştirilen gençlerin popüler kültürün sunduğu idolleri seçerken daha seçici davrandığı düşünülmektedir.
Ergenlik döneminde popüler olana hayran olmak, ünlü kişilerin hayatını yakından takip etmek hatta taklit etmek, idolü olan kişi ya da kişileri hayatın merkezine yerleştirmek doğal bir süreç olarak kabul edilebilir. Ancak bu hayranlık ilişkisi ve bağı ergenin gerçek dünya ve sosyal çevresi ile olan bağını olumsuz olarak etkilememelidir. Böyle bir durumda ise anne-babadan gelecek müdahalenin baskıcı ve sınırlayıcı olması ise işleri daha da olumsuz hala getirebilir.
Ergenlik dönemi arayış sürecidir. Eğer anne-baba çocukluk döneminden itibaren çocuklarını dinlemeye, anlamaya ve tanımaya yeterince zaman ayıra bilmiş ise bu arayış döneminde ergene rehberlik etmek daha kolay olacaktır.
Anne-babanın gerginliği, kaygısı ne kadar yoğun olursa ergenin de hayata bakışı o kadar olumsuz olabilmektedir. Anne-babanın ergen çocuklarıyla kurduğu ilişki kadar kendi aralarındaki ilişkinin kalitesi de bu nedenle çok önemlidir. Çatışmalı aile ortamında yetişen çocukların sosyal çevredeki olumsuzluklardan daha kolay etkilendiği bilinmektedir.
Çocuğunuzu iyi tanımaya çalışın, ihtiyaçlarının farkında olursanız ortak bir anlaşma yolu bulmak, uzlaşmaya varmak mümkün olacaktır. Ergenler ciddiye alınmak, önemsenmek, başarılı ve becerikli olduklarını görmek ve tabi her insan gibi takdir edilmek isterler. Bunun için fırsatları iyi değerlendirmek gerekir.
Ece AKIN BAKANAY
Uzman Psikolojik Danışman