jump to navigation

ÇOK BİLMİŞ DEVLET VE SİYASET DÜŞMANLARINA İTHAF OLUNUR… 27/09/2010

Posted by Abdullah FURKAN in EHLİ SÜNNET MÜDAFASI, MİLLÎ GÖRÜŞ, SİYASET.
Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
2 comments

DEVLET BİZİM REJİM ONLARIN MÜHİM OLAN DEVLETE ZARAR VERMEDEN REJİMİ DÜZELTMEKTİR. ZİRA DEVLET MİLLETTİN TA KENDİSİDİR!

BU DÜZEN TAĞUTİDİR DİYEREK SİYASETTEN VE MİLLİ GÖRÜŞTEN UZAK DURMA BAHANESİNİ (KILIFINI) BULANLARA BAZI TAVSİYELERİMİZ

O halde Alparslan Kuytul beyefendiye ve onungibi düşünenlere büyük görevler düşüyor .
-1,5 milyar islam aleminin bir araya gelmesi ALLAH(CC) ın emridir hemen toplayın .

-Düşmanın silahı ile silahlanmak ALLAH (CC) ın emridir ,buna göre teknolojiden ekonomiye ve her türlü alanda silah olarak kullanılacak ne varsa icat ve imal edin ,kafanıza yiyeceğiniz nükleer bombalara karşı sizlerde daha mükemmel silahlar yapın

-İslam coğrafyasında akan kanları durdurun .Faiz zulümdür engelleyin

-Tağuti düzenlerde zina ,içki ,kumar ,fuhuş ve her türlü melanet yasaldır müdahale edin .

-Madem ki bu düzen tağuti bir düzendir ,o halde bu düzene bağlı tüm kamu kurumları da onun bir şubesidir .Bu nedenle çocuklarınızı okullara göndermeyin. (daha&helliip;)

Reklamlar

Kemalîlerle Uğraşmıyormuşum… 12/09/2009

Posted by Abdullah FURKAN in EHLİ SÜNNET MÜDAFASI, HABERLER, SİYASET, TARİH.
Tags: , , , , ,
add a comment

mehmet_sevket_eygiM. Şevket Eygi / MİLLÎ GAZETE

 

/ 11 EYLÜL 2009

Bendenize birtakım ucuz tenkitler yöneltiyorlar.Cesaretim varsa bid’atçi Müslümanları bırakıp Kemalîlerle mücadele etmeliymişim…

Bunlar gerçekten ucuz tenkitlerdir.

Ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı yanlarına hanımlarını alıp bir akşam yemeğini yemek için orduevine gidebiliyorlar mı?GATA askerî hastanesindeki bir hastayı ziyaret edebiliyorlar mı?

Demek ki, bu ülkenin protokolda ilk iki şahsiyeti bile resmî ideolojiyle baş edemiyor.

Bendeniz gazetecilik yapmak üzere İstanbul’a 1960’da geldim. Yarım asır… Bu müddet zarfında kötü düzene, kötü sisteme hep muhalif kaldım.Kapasitem ne kadarsa o nispette… Kendimi dev aynasında gören megola-manyaklardan değilim.

Ucuz mücahidlikten hiç hoşlanmam…

Devletle sistemi (düzeni) ayırırım. Devleti desteklerim, ayakta tutarım; düzenin veya sistemin değişmesini, yerine iyisinin gelmesini isterim.

Düzen kötü, öyleyse bu devlet batsın demem. Öğrenciliğimde az buçuk “Âmme Hukuku Dersleri” okumuşumdur.
http://www.facebook.com/pages/MiLLi-NAKIS/116644614650

Türkiye demek üç şeydir:

* Ülkenin, sınırları belli coğrafî bir boyuttur.

* Halktır, Türkiyelilerdir.

* Ve Devlettir.

Devlet yıkılırsa Türkiye de yıkılır, batar, biter.

Türkiye’ye yapılan en büyük kötülük, miadı dolmuş, fosilleşmiş bir resmî ideolojiyi devlet ile özdeşleştirmektir. Bu kötülüğü iki zümre yapıyor. Kemalîlerle, bir kısım İslâmcılar.

Türkiye’nin millî, sosyal, kültürel bir kimliği vardır. Bu da temel esaslardandır. Yakın tarihimizde millî kimliği değiştirmek istediler, böyle bir saçma şeyin gerçekleşmesi mümkün olmadığı için yapımızda yıkmadık, çatlatmadık, sarsmadık, harap etmedik yer bırakmadılar.

Bendeniz Müslüman bir Türkiyeliyim ama kesinlikle İslâmcı değilim. İslâm ilahî ve hak dindir, İslâmcılık bir ideolojidir, ikisi özdeş olmaz.

İslâmcılıktaki yanlışlardan hiçbiri İslâm’da yoktur.

İslâm’ın ve Müslümanların önündeki en büyük engel Kemalîler değil, İslâm’ı yanlış anlayan, yanlış yorumlayan birtakım bedevî kültürlü (Ah ibn Haldun!..) İslâmcılardır.

Kemalîlik artık bitmiştir. Onu ayakta tutan Müslümanların:

Müttehid (birlik) olmamalarıdır.

Şehir ve medeniyet kültür ve zihniyetine sahip olmayıp; bedevî kültürü dairesinde bulunmalarıdır.

Yeterli sayıda vasıflı, güçlü, üstün Müslüman elemanlar yetiştirip bunlardan etkin kadrolar kuramamalarıdır.

Bir kısmının, utanç verici bir din sömürüsü sergilemeleri; pisliğe bulaşmayanların ise buna karşı nehy-i münker yapmamaları, tam tersine büyük ölçüde desteklemeleridir.

Başlarına bir İmam-ı Kebir seçmemeleridir.

Bozuk ve kirli düzenin haram rantlarına bir kısım sözde dindarların aç köpekler gibi saldırmasıdır.

Emanetlerine ehil ve layık olanlara vermemeleridir, verdirtmemeleridir.

Bozuk düzeni veya sistemi kanıksamış, alışmış, onu kabul etmiş olmalarıdır.